Kategoriler
Genel

Beyninin çocuk yaşlardan sonra yeni nöron üretmediği bilgisi rafa kalkmak üzere

 

İnsan beyninin çocuk yaşlardan sonra yeni nöron üretmediği bilgisi rafa kalkmak üzere diyebiliriz. Nature Medicine dergisinde yayınlanan çalışmada, beynin özellikle öğrenme, hafıza ve duygu durumu ile ilgili bölümünün ileri yaşlara kadar yeni nöron üretebildiğine dair bulgular elde ettikleri belirtildi.

İnsan beyninin hafıza merkezi yeni hücreler oluşturabilirse, insanların depresyondan ve travma sonrası stres bozukluğundan (PTSD) kurtulmalarına, Alzheimer’in başlangıcını geciktirmelerine, epilepsi anlayışımızı derinleştirmeye, hafıza ve öğrenmeye ilişkin yeni görüşler sunmasına yardımcı olabilir.

On yıllardır, bilim adamları beynin öğrenme, hafıza ve ruh hali düzenlemesinden sorumlu alanda – nörojenez denilen – yeni nöronların doğuşunun mümkün olup olmadığını tartışmışlardır. Nature dergisinde yayınlanan araştırma raporunda bunun mümkün olabileceğine dair bir yayın kuşku yaratmıştı Ancak bu Mart 2019  “Nature Medicine” dergisinde yayınlanan çalışmayla bu kuşku giderildi diyebiliriz.
Gerçi tüm otoriteler ikna olmuş değil., geçen yıl nörojenezin varlığını sorgulayan Nature makalesinin kıdemli yazarı ve San Francisco Kaliforniya Üniversitesi’nde nörolojik cerrahi profesörü olan Alvarez Buylla, yürümeye başlayan çocukluktan sonra beyindeki hipokampusta yeni nöronların geliştiğinden şüphe ettiğini ve buna inanmadığını söylemekte.
Ancak New York Times yazarı Karen Weintraub’un ifadesine göre , İsveç Karolinska Enstitüsü profesörlerinden Jonas Frisén bir e-posta ile ‘’ Yeni çalışmanın ışığında, İnsanlarda yaşam boyunca yeni nöron oluşumunun mümkün olduğunu söyleyebiliriz.’’ demekte..
Beyin dokusunun ölümden birkaç saat sonra korunması gerekiyor ve dokuyu korumak için kullanılan belirli kimyasallar veya yeni gelişen hücreleri tanımlayan proteinler bu yolla yok olabiliyor. İspanyol araştırmacılar, yeni ölmüş 58 kişinin beyin dokusunda çalışmalar yapmak için beyin dokusunu koruyacak çeşitli yöntemler denediler.
Salk Biyolojik Etütler Enstitüsü başkanı sinirbilimci profesör Rusty Gage, Bu yeni araştırmaya katılmamış olmakla birlikte 1998’de nörogenez için ilk kanıtı bulan makalenin kıdemli yazarı olarak, araştırmacıların detaylara gösterdiği ilgiden etkilendiğini ve metodolojik olarak, gelecekteki çalışmalar için çıtayı belirlediğini ve bu yeni çalışmanın Alvarez-Buylla’nın araştırmasında ortaya çıkan endişeleri ele aldığını söyledi. Ayrıca, benim görüşüme göre, bu makale çok güzel bir şekilde hepimizin çok önemli olduğunu düşündüğümüz tüm sorunları sistematik olarak değerlendirmiş, diyor.

Gage, hipokampustaki nörogenezin önemli olduğunu, hayvanlarda kanıtların “bir hayvanın birbiriyle yakından ilişkili iki olay arasında ayrım yapmasına izin vermesinin mümkün olduğunu” gösterdiğini çünkü “hayvanların birbirleriyle yakından ilişkili olan iki olayı ayırt etmesini sağladığını” gösterdiğini söyledi. İki benzer olay arasında, durumları değişmiş olsa bile, PTSD’li hastaların neden aynı deneyimleri yaşamaya devam ettiklerini açıklayabilir. Ayrıca, bilişsel gerilemenin erken evrelerinde görülen birçok eksiklik nörojenezisi durmuş hayvanlarda görülenlere benzer olduğunu belirtiyor. Gage, sağlıklı hayvanlarda nörojenezin stresli durumlarda dayanıklılığı arttırdığını söylüyor. Depresyon da dahil olmak üzere duygudurum bozukluklarının da nörogenez ile ilişkilendirildiğini belirtiyor.

Hsieh, epilepsi konusundaki araştırmasının, yeni doğmuş nöronların yanlış bağlandığını, beyin devrelerini bozduğunu ve nöbetlere ve potansiyel hafıza kaybına neden olduğunu tespit ettiğini söyledi. Hsieh, epilepsili kemirgenlerde, araştırmacılar yeni nöronların anormal büyümesini önlerse, nöbetleri önlediklerini söylüyor. Hsieh, benzer bir şeyin bir gün insan hastalara yardımcı olabileceği umudunu da veriyor. Epilepsi, Alzheimer’in yanı sıra depresyon ve anksiyete riskinin bir şekilde birbiri ile bağlı olduğunu ve yeni nöronların bu parçaları birbirine bağlayan hayati bir rol oynadığına inanıyoruz. ”diyor.

Llorens-Martin, ‘’Araştırmacılar Fareler ve sıçanların daha fazla egzersiz yapmasını sağlayarak veya onlara daha bilişsel veya sosyal olarak uyarıcı ortamlar sağlayarak yeni nöronların büyümesini teşvik edebilir. Bu Alzheimer hastalığının ileri evrelerinde uygulanamadı. Ancak hareketliliğin henüz tehlikeye atılmadığı daha erken aşamalarda hareket edersek, kim bilir, belki beyindeki plastisite kaybını yavaşlatabilir ya da önleyebiliriz. ‘’ diyor.

yazarın notu: Bence zaten rafa kalktı bile. Kanıtları kesinleştirme çalışmalarına devam diyelim…

Serpilgül Kınacı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir